Bazı anıların ne kadar uzak ama aynı zamanda ne kadar da yakın…
Hakikaten hiç yaşlanmıyor musun kuzum? Hep mi genç ruhun?
Peki o zaman, gözlerindeki bu yorgunluk niye?
Düşünmeden olur mu? Ne zaman yapacaksın o hâlde? Bu kadar düşünürsen ne zaman? O zaman, ne zaman?
Merdivenlerde seni bekledim.
Seni son kez görmek ve
Yüzünü hafızama kazımak için
Cevabını dinlemediğim sorular sordum.
Kalbim heyecanla atıyordu ve bir el sıkıyordu
göğsümü
Vakit geçtikçe...
Bazı duygular muğlak kalmalı, insanı duygulandırmalı, burnunun direğini sızlatmalı ve seneler geçse de bazı anlar, hep böyle hatırlanmalı.
Yüreğin özlemle dolacak, tüm zamanlar o tek anda toplanacak, unuttuğunu sandığın anılar gözünün önüne geldikçe özlemin daha da depreşecek ama buna da alışacaksın.
Alışacaksın evet, başka çaren mi var?
Benden sonra ne olacağının hiçbir önemi yok. Benden sonrası sadece seni ilgilendirir. Benden sonrası, benim olmayacağım bir yer, benim olmayacağım bir zaman. Bana ait ya da benimle ilgili hiçbir şey yok orada. Benden sonra, ben yokum artık.
Yoksun işte! İnsan böyle var olamaz. Kendinden bu kadar vazgeçen biri yok hükmündedir.
Her şey için özür dilemelisin, çok geç olduğunu bilerek.
Özrün yüreğimi dağlamalı.
Ağladığımı görme diye başımı göğsüne daha çok bastırmalıyım.
Göğsün gözyaşlarımla ıslanmalı, kolların daha sıkı sarmalı.
Sonra ürkekçe kaldırmalıyım başımı.
Yüzüne baktığımda senin de ağladığını görmeliyim.
Konuşmuyoruz. Ya da konuşamıyoruz. Nasıl konuşacağımı da bilmiyorum. Bildiğim tüm kelimeleri unutmuş gibiyim. Hâlbuki her şeyin başındayız. Her şeyin başındayken tükenmiş ve tüketmişiz.
Bugün
ortadan kaybolsan
yahut
ölüversen aniden
Öyle bir ölüm olsa ki
cesedin dahi bulunamasa
Nasıl ispatlayabilirsin
bir zamanlar
var olduğunu?
O güzel eller için birkaç satır yazılmalıydı.
Elleri hep hatırlanmalıydı.
Herkes o elleri ve o ellerin sahibini merak etmeliydi ama
Kimse bilmemeliydi.